PARİS İKLİM ANLAŞMASI 'NA İLİŞKİN KANUN RESMİ GAZETE'DE YAYINLANARAK YÜRÜRLÜĞE GİRDİ

İklim değişikliği için uluslararası örgütlenmeyi destekleyen Paris İklim Anlaşması, Meclis Genel Kurulu'nda oy birliğiyle kabul edildi ve Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Peki bugüne kadar imzalanan en bağlayıcı iklim anlaşması olarak görülen Paris İklim Anlaşması nedir?

 

İklim krizi ile ilgili mücadele konusunda evrensel olarak örgütlenmeyi olanaklı kılan ve 2030 yılında karbon salımını yarı yarıya, 2050 yılındaysa sıfıra indirmesini hedefleyen Paris İklim Anlaşması bugüne kadar imzalanan en bağlayıcı iklim anlaşması olarak görülüyor. 7 Ekim 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu'nda Paris İklim Anlaşması görüşmeleri yapıldı. Yapılan oylamaya 353 milletvekili katıldı ve “Paris Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” 31621 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. İklim değişikliğinde büyük payı olan sektörler için büyük bir değişime neden olacak olan anlaşmanın detayları merak ediliyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da bakanlığın internet sitesinden Paris Anlaşması’nın imza sürecini ve detaylarını paylaştı. Bakanlığın sitesinde yer alan paylaşımda “5 Ekim 2016 itibariyle, küresel sera gazı emisyonlarının %55’ini oluşturan en az 55 tarafın anlaşmayı onaylaması koşulunun karşılanması sonucunda, 4 Kasım 2016 itibariyle yürürlüğe girmiştir. Ülkemiz ise Paris Anlaşması’nı, 22 Nisan 2016 tarihinde, New York’ta düzenlenen Yüksek Düzeyli İmza Töreni’nde 175 ülke temsilcisiyle birlikte imzalamıştır” ifadeleri yer aldı.

Paris İklim Anlaşması bağlamında Niyet Edilen Ulusal Katkı ile Yürütülmesi Öngörülen Plan Politikalar’ın da bulunduğu metinde “Anlaşma, sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğun ortadan kaldırılması bağlamında BMİDÇS’nin uygulamasını geliştirmeyi hedeflemektedir. Anlaşmanın uzun dönemli hedefi, küresel ortalama sıcaklık artışının sanayileşme öncesi döneme göre 2°C altında tutulması; ilave olarak ise bu artışın 1,5°C’nin altında tutulmasına yönelik küresel çabaların sürdürülmesi olarak ifade etmektedir. İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı uyum kabiliyetinin ve iklim direncinin arttırılması; düşük sera gazı emisyonlu kalkınmanın temin edilmesi ve bunlar gerçekleştirilirken, gıda üretiminin zarar görmemesi diğer bir temel hedef olarak belirtilmektedir. Son olarak, düşük emisyonlu ve iklim dirençli kalkınma yolunda finans akışının istikrarlı hale getirilmesi hedefler arasında yerini almaktadır. Gerek belirtilen hedeflere ulaşmada, gerek diğer maddelerde uygulamada “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler” ilkesi prensip olarak benimsenmiştir. Buna göre ülkelerin küresel iklim eylemlerine, kendi imkanları doğrultusunda mümkün mertebe katkı sunmaları öngörülmüştür.  Ülkelerin ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler ilkesi uyarınca gerçekleştirecekleri azaltım, uyum, finans, teknoloji transferi ve kapasite inşası konusundaki Anlaşma’nın temel hedefini yerine getirmeye yönelik faaliyetlerinin yer aldığı “Ulusal Katkı Beyanlarını” her 5 yılda bir sunmaları öngörülmüştür” sözleriyle anlaşmanın hedeflerine ve uygulama esaslarına da değinildi.

İşte sektörlere göre Paris İklim Anlaşması dahilinde “Niyet Edilen Ulusal Katkı ile Yürütülmesi Öngörülen Plan Politikalar”

Enerji

-              Elektrik Üretiminde Yerinden Üretimin, Kojenerasyon ve Mikrokojenerasyon Sistemlerinin Yaygınlaştırılması

-              Yerli Kaynaklara Dayalı Enerji Üretim Programı Eylem Planının uygulanması

-              2023 yılında 1 adet nükleer santralin devreye alınması

-              Güneş enerjisinden elektrik üretiminin 2030 yılında 10 GW kapasiteye ulaşması

-              Rüzgar enerjisinden elektrik üretiminin 2030 yılında 16.5 GW kapasiteye ulaşması

-              Mümkün olan tüm hidrolik kapasitenin kullanılması

-              Elektrik şebekesindeki kayıp kaçak oranının 2030 yılında %15 seviyesine düşürülmesi

-              Kamu Enerji Santrallerinde Rehabilitasyon çalışmaları

Sanayi

-              Enerji Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planının uygulanması ile enerji yoğunluğunun azaltılması

-              Sanayi tesislerinde enerji verimliliği uygulamalarının hayata geçirilmesi ve Verimlilik Artırıcı Projelere mali destek sağlanması

-              Uygun sektörlerde atıkların alternatif yakıt olarak kullanılmasının artırılmasına yönelik çalışmalar yapılması

Ulaştırma

-              Yük ve yolcu taşımacılığında karayollarının payının azaltılarak, demiryolu ve denizyolunun paylarının artırılması ile modlar arası dengenin sağlanması

-              Kombine taşımacılığın geliştirilmesi

-              Kentlerde sürdürülebilir ulaşım planlama yaklaşımının uygulanması

-              Alternatif yakıt ve temiz araç kullanımının arttırılması

-              Ulusal Akıllı Ulaşım Sistemleri Strateji Belgesi (2014-2023) ve Eki Eylem Planı'nda (2014-2016) karayolu ulaştırması kaynaklı yakıt tüketimi ve emisyonlarının azaltılması

-              Yüksek Hızlı Demiryolu projelerinin gerçekleştirilmesi

-              Kent İçi Raylı Sistem Hatlarının artırılması

-              Tünel Yapım çalışmaları sonucunda yakıt tasarrufu sağlanması

-              Eski model araçların trafikten çekilmesi

-              Enerji verimliliği için yeşil liman projelerinin uygulanması

-              Enerji verimliliği ve çevreye duyarlılık amaçlı yeşil havalimanı projelerinin uygulanması

-              Denizyolu ulaşımında ÖTV’siz yakıt uygulaması

Binalar ve Kentsel Dönüşüm

-              Yeni yapılan konut ve hizmet binalarının Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği'ne uygun enerji etkin olarak inşa edilmesi

-              Yeni ve mevcut binaların Enerji Kimlik Belgesi oluşturularak enerji tüketimlerinin ve sera gazı salımlarının kontrol altında tutulması ve metrekare tüketimlerinin yıllara bağlı olarak azaltılması

-              Yeni ve mevcut binalarda uygulanacak olan birincil enerji kaynaklarının tüketimini azaltan tasarım, teknolojik cihazlar, yapı malzemeleri, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının teşvik kanallarının geliştirilmesi (kredi, vergi azaltımı, vb)

-              Yeşil Bina, pasif enerji, sıfır enerjili ev tasarımlarının yaygınlaştırılarak enerji ihtiyacının minimuma indirilerek, enerjinin tüketildiği yerde üretilmesinin sağlanması

Paris İklim Anlaşması Nedir?

Paris’te 12 Aralık 2015 tarihinde kabul edilen Paris İklim Anlaşması, bugüne kadar imzalanan en bağlayıcı iklim anlaşması olarak da biliniyor. Yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 197 ülkenin imzaladığı anlaşma, 2030 yılında karbon emisyon değerlerini yarı yarıya, 2050 yılında ise sıfıra indirilmesini hedefliyor. Kyoto Protokolü’nün devamı niteliğinde fakat daha kapsamlı olan Paris İklim Anlaşması, yerel, ulusal, bölgesel ve kültürel ölçekte ekonomileri, toplumları ve çevreyi temelden değiştirecek maddeleri içeriyor.

Paris İklim Anlaşması’nın maddeleri nelerdir?

İklim problemleri ve çevre sorunlarıyla ilgili yapılan çalışmalar bireysel hazırlıklardan ziyade küresel ve ortaklaşa bir hareketi gerekli kılıyor. Paris İklim Anlaşması da bu küresel ölçekte geçerli olan ve ülkelerin ortaklaşa olarak harekete geçmesini hedefleyen tek anlaşma olarak nitelendirebiliriz. Paris İklim Anlaşması’nın maddeleri şu şekildedir;

  • Tüm taraflar emisyon azaltımı konusunda yükümlülük almaktadır. Bu noktada gelişmiş ülkelerden daha fazla azaltım taahhütü alınırken gelişmekte olan ülkelerden “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluk” ilkesi gereği kendi kapasitelerine göre azaltım yapması beklenmektedir. Kısacası 2050 sonrası için özellikle gelişmiş ülkelerin sıfır emisyon sağlayacak konuma gelmeleri beklenmektedir.

Anlaşma ayrıca, “iklim değişikliğinin risklerini ve etkilerini önemli ölçüde azaltmak” amacıyla, küresel ortalama sıcaklık artışını 2 C°’nın altında sınırlandırmayı ve sıcaklık artışını 1,5 C° ile sınırlama çabalarını sürdürmeyi talep ediyor. Ayrıca ülkelerden, küresel sera gazı emisyonlarını mümkün olan en kısa sürede dengelemek ve bu yüzyılın ikinci yarısında sera gazı emisyonlarını nötr hale getirmek için çalışmalarını istiyor.

  • Gelişmiş ülkeler gelişmekte olan ülkelere “düşük-karbonlu ve iklime dirençli” kalkınmayı sağlayacak dönüşümü gerçekleştirmesi için gerekli olan iklim finansmanı, teknoloji ve kapasite geliştirme desteği sağlamaları gerekmektedir. Bu anlamda gelişmiş ülkelerin 2020 yılına kadar gelişmekte olan ülkelere 100 milyar dolar iklim finansmanı sağlamaları ve 2025 sonrası için bu rakamın taban olarak esas alınıp daha fazla finansman sağlaması istenmektedir.
  • Paris Anlaşması, bir ülkenin emisyon azaltma hedeflerine yönelik ilerlemenin izlenmesi, doğrulanması ve kamuya açık olarak raporlanması için bir dizi zorunlu önlem içermektedir. Ülkelerin emisyon azaltımları konusunda aldıkları hedefler, gerçekleştirdikleri projeler ve hedefe yönelik ilerleme durumu şeffaf ve hesaplanabilir bir yöntemle yapılmalıdır. Ülkelerin ayrıca emisyonları daha da aşağı çekmek amacıyla taahhütlerini tekrar gözden geçirmeleri ve her beş yılda bir giderek daha güçlü hedefler ortaya koymaları beklenmektedir. Uluslar, Paris Anlaşması'nın uzun vadeli hedeflerini de karşılamaya yönelik toplu çabaları ölçmek için “küresel bir stok sayımına” katılmalıdır. Sistemde mali cezalar yer almasa da gereksinimler, gelişmekte olan ülkelerin ilerlemesini izlemeyi kolaylaştırmayı sağlarken küresel bir akran baskısı duygusunu teşvik etmeyi amaçlıyor.
  • Paris Anlaşması, iklim değişikliğine karşı uyum sağlanması konusunu vurgulamakta ve bundan etkilenecek az gelişmiş ülkelerin desteklenmesi konusunda taahhütlerde bulunmaktadır. Gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelerin azaltım ve uyum çabalarına yasal olarak belirli bir miktar katkıda bulunmakla yükümlü değilken, finansal destek sağlamaya teşvik edilmekte ve sağladıkları veya harekete geçirecekleri finansmanı raporlamaları gerekmektedir.

Paris Anlaşması Neden Önemli?

Farklı ulusların bulunduğu dünyada aynı konu üzerinde fikir birliğinin sağlanması çok nadir karşılaşılan durumlardan biridir. Oysa 197 ülke Paris İklim Anlaşması ile iklim değişikliğinin çevre ve insanlık için nasıl bir tehdit olduğu noktasında fikir birliğine vardı ve küresel eylem gerçekleştirmek adına anlaştı. Ayrıca, tüm ülkeler için emisyon azaltma taahhütlerinde bulunmaları ve bu eylemleri zaman içinde güçlendirmeleri için net bir çerçeve oluşturdu.

Paris İklim Anlaşması’nın önemli olmasının temel nedenleri;

  • Karbondioksit, azot oksit ve metan, atmosferde toplanan ve ısının dünya yüzeyinden uzaya yayılmasını önleyen ve sera etkisi olarak bilinen şeyi yaratan gazlardır. Uluslararası bilimsel kuruluş olan Hükümetelerarası İklim Değişikliği Paneli’ne (IPCC) göre, bu ısı tutucu gzların konsantrasyonu, sanayi öncesi zamlardan bu yana önemli ölçüde artarak en az 800.000 yılda görülmeyen seviyelere ulaştı. İklim değişikliğini en çok etkileyen karbondioksit kirli fosil yakılması nedeniyle 1750’den beri yüzde 40, azot oksit yüzde 20 ve metan yüzde 150 arttı. IPCC, küresel sıcaklıklardaki artışın muhtemelen bu emisyonlardan kaynaklandığını ifade ederken ormanların azalmasının ve yapısının bozulmasının da etkili olabileceğini söylüyor.
  • Yüksek sıcaklıklar, küresel hava modellerini değiştirirken yağmurun nereye ve nasıl düşeceğini de etkiliyor. Yaşanan bu değişim ise tehlikeli kuraklığı, sıcak hava dalgalarını, orman yangınlarını şiddetlendiriyor. Daha yüksek sıcaklık ise tüm ekosistemi etkileyip yaşam döngülerini alt üst ediyor.
  • İklim değişikliğiyle birlikte hava, su ve yiyeceklerin değişmesi hastalıkların artmasına neden oluyor. Ayrıca aşırı ısı bir yandan solunum yolu rahatsızlıklarını artırırken bir yandan da fazla duman ve polenler alerjik rahatsızlıkları artırıyor. Bunun yanı sıra kuraklık su kıtlığına ve mevcut suların kirlenmesine neden olurken sivrisinek gibi hastalık taşıyan böceklerin artmasına da neden olabilir. Bu bölgelerde tarım gibi gıda kaynakları da zarar görebilir.
  • Yaşanan kuraklığın aksine bazı bölgelerde yükselen deniz seviyeleri, kamu alt yapısıyla birlikte tüm yaşam biçimlerini yok edebilir. Nüfusun mecburi olarak farklı bölgelere göç etmesi bazı sivil kargaşalara neden olabilir.

Paris İklim Anlaşması’nda tüm ülkeler, sıcaklık değişimini 2 C°’nin çok altında tutma hedefini ve 1,5 C°’nin üzerinde bir değişikliği önlemek için çaba göstermeyi taahhüt etti.